Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kahveli Söyleşiler - 5

 Zenginlik veya fakirlik,  kime göre neye göre? Sahip olduğumuz şeyler ufkumuzu açan şeyler mi yoksa bizleri doyumsuz hale getiren parçalar mı? Zengin olan insan sahip oldukları ya da olabildikleri sayesinde mi zengindir? Her zengin olan mutlu mudur ya da ? Fakir diye nitelendirilenler temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için mi bu sıfatta? Ya da karşılasa bile yine de bu statü de mi kalır? Çok fazla soru olduğunun farkındayım evet ama kastettiğim şey şu; Elimizdeki para olarak nitelendirdiğimiz satın alma gücü arttıkça yapabildiklerimizin sınırı genişliyor evet; ama bir yerden sonra doyumsuz bir kişiye de dönüşebiliyoruz. Yani normalde aklımıza gelmeyecek hatta istemeyeceğimiz şeyler "Şunu da mı yapsam ,bunu da mı alsam ,onu da mı denesem?" gibi kalıplara girmeye başlıyor. Varlığından haberdar olmayacağımız şeyleri belki ister duruma geliyoruz ve resmen ödül reseptör ilişkisi ile hayatımızı yönlendirmeye başlıyoruz. Bir yerden sonra her şeyi kolayca yapabilme durumu eskisi k...
En son yayınlar

Kahveli Söyleşiler-4

 Pişmanlık mı tecrübe mi? Bir şeyler yaşanıyor,bir kaç laf ediliyor,kalpler kırılıyor ,güzel seviliyor hepsi geçmişte bir yerde kendine yer ediniyor. Bazıları için iyi ki ,bazıları içinse keşke deniyor. Halbuki "geçmiş"; ikisi için de ortak payda.Peki neydi onları bu kadar farklı kılan? İyi ki diye başlayan bir cümle sadece tecrübeyi mi içerir,ya da iyi ki diye başlayan pişmanlıklar da olur mu.Başındaki tamlama pişmanlığa rağmen onu yine de tecrübeye mi dönüştürür? Kişinin hayattan beklentileri ve bakış açısı sanırsam .Ya da cahilliğinin bir yansıması.İyi ki dediğin bir şeyin bile bir saniye sonrasında keşkeye dönüşmeyeceğini nereden bilebilirsin ki? Etiketler sadece internette değil hayatımızda da var. Her şeyi belli bir kalıba sokma alışkanlığı sadece at gözlüklerimizi biraz daha sıkmaktan başka bir şeye yaramıyor .Dar bir açıdan baktığımız hayatı daha iyi görmek için dere tepe düz gidiyoruz,zirvelere çıkmaya çalışıyoruz,ilgi odağından kendimize yer ayırıyoruz ,halbuki sade...

Kahveli Söyleşiler - 3

İlişki Sorunsalları: Çoğu insan kendini iyi görmek ister ,çoğu kişi kendisinin başkalarından daha iyi olduğuna inanır evet fakat iş ilişkilere gelince toslanmayan duvar kalmıyor çünkü kendini iyi sandığı halde kendini geliştirmeyen kendine yetemeyen her birey karşısındaki kişinin en ufak ilgi kırıntılarına bile muhtaç hale gelip bir de bunlarla kendi kendini pohpohluyor ve bunun adı da flört oluyor. Kendisi için neyin önemli olduğundan ziyade karşısındaki kişinin ne düşündüğünü dert edinen kişiler yüzünden konuşulan şeyler sadece gündelik olaylardan  ya da küçük laf sataşmalarından ibaret kalıyor.Kimse hayalini , hayatta yapmaktan zevk aldığı şeyleri ,ne tip ortamlarda nasıl hayallere daldıklarını paylaşmıyor . Kendine yetemeyen her insan için bu göremedikleri bir sorun olarak önlerinde yer alıyor aslında. Çünkü ya paylaşacak yeterli birikimleri olmuyor ya da karşısındaki kişinin yargılamalarından çekiniyor.  Sahte etiketler altında sahte mutluluklar yaratmak peşinde koşarak ...

Kahveli Söyleşiler -2

Düşünmek için düşünmenin moda olduğu zamanlarda fikir üretemeyenlerin arasına sıkışıp kaldık.Hiç bir şey üretemeyen insanların her şeyi bildiğini sanması, egolarını içi boş dışı süslü paketlerle bezemesi ile devam ediyor. Söylenen her kelime o süslü paketlerden sekip yere düşüyor. Kendi içinde kendiyle tartışmaya başlıyor insan bir yerden sonra ,yere düşmüş kelimelerini de alarak. Anlaşılamamaktan ziyade anlatamamaktan muzdaribim biraz da. Anlatabildigim zamanlarda ise kimseyi bulamamaktan. Hiçliğin ortasında ama bir o kadar da her şeyin üstündeyim .her şey hiçliğin altında ,ben üstündeyim . Küçük krallıklarin büyük hükümdarıyım ,hiç birşeyi olmayan ama her şeyi yapabileceğini sanan. Belki de yavaş yavaş herkesleşmeye başlayan. ~Şişedeki son schrup damlası bildirdi.

Kahveli Söyleşiler -1

   Farkına varmaktı belki de zor olan; hayatın bir oyun olduğunun.  Etiketlerin pazarladığı  ürünlerin yanında insanlar da yer buluyor artık kendine.Klasik sürü psikolojisi olur ya hani,işte çevremizdeki ürünler çoğaldıkça sanki bizler de onları kendimize denk görüp dahil  olmak istemişiz.Herkes bir etiket peşinde ,bir insan konuşmaya başladığında 2 amacı oluyor  karşıdakini etkilemek ya da yönetmek .Her şeyin kolaylaştığı ve dijitalleştiği şu dünyada  ,zaten  görünür olmayan düşüncelerimiz daha da yok oluyor .Düşünmeyi beceremeyen kişilere   dönüşüyoruz ,etiketlere sığınıyoruz.Artık çoğu zaman daha da zor geliyor biriyle hoş bir sohbet  yapmak , fikirleri paylaşmak. Daha da yalnızlaşıyoruz ,daha çok kalabalık olan dünyanın aksine  . Bu basmakalıplara kanmayanlar ise çoğalmak yerine daha da tek kalıyor çünkü sürüye ait  olmadıkları düşünüldüğü için.  Bari birini seveyim diyor  .Hiç değilse 2 oluruz...